Sevgi Devrimi
Vil Solivyes

Sevgi ve Varoluşun Hakikati, Bu Devrimin İki Ana Konusudur
Ayyy...
Canım sanatçılar, sizlere değinmeden nasıl ederim, zevkle dinliyorum, bazen gözlerim doluyor, bazen çok eğleniyorum,
siz orada yaşıyorsunuz kendinizce sevgiyi, bilgiyi, sanatı, bende burada, diğerleride bulundukları yerde. Bu durum bana '' aşk için tenin tene kavuşmasına, ilgili alanların yan yana olmasına gerek yoktur, yeterki samimi ve gerçek duygu ve düşünceleri paylaşıyor olsunlar, tek başına da yaşanır'' şeklinde bir tanımı söyletiyor sürekli, içimden...
Sizleri en içten ve ilgili dikkatimle
dinliyorum, izliyorum, sizde öyle ki demek ki, buluştuk yine sanki hiç bir şey olmamış gibi, kaldığımız yerden devam eder gibi..
Bu konuda söze göze gerek yok, hissettiren ve bu hislerle tanımlanabilen bir durumla gösteriyor kendini zaten, hani daha ne tartışıyoruz ki,
görünüyor zaten şeklinde bir durum... :)
Neyse, konumuza gelelim.
Tüm bu yeni öğrendiklerimiz, anladıklarımız aslında bir devrim şeklinde varlıklarda ve ilgili alanlarda ortaya çıkan durum olarak
tanımlanabilir. Ben en çok, tanrının olmadığı değilde, simülasyonda yaşadığımızda değil, sevginin gerçek anlamını bu zamana kadar
nasılda bilememişiz, bunu bilmeden yaşamışız, bu nasılda saklanmış şeklindeki durumla şok geçirmiştim.

Sevginin gerçek anlamı şu zamana
kadar bildiklerimiz değilmiş ve ben bu durum karşısında çok şaşırmıştım.
İşte bu bilgi, sizlere dünya yaşam alanı sisteminin nasıl bir düzende olduğunu çok iyi bir şekilde açıklayabilen özelliklerdedir. Çünkü sevginin gerçek anlamı ezelden bu yana bilinseydi, bizler
hakikati de bilirdik, yaşam alanı dünyası da biterdi, hiç bir sorunumuz olmazdı, ki sevgi, kendi yapısı itibarı ile obsedörlüğü yok eden
bir kavramdır zaten, başlı başına bir ideolojiymiş sevgi ve bu tamamen engellenmiş, bilmememiz için...
Herşeyi kurtaracak olan bir ideolojiyi
obsedör alanlar gizleyerek tanımlarını basitleştirmiştir, ve bunu açığa çıkarmaya çalışan yazar, çizer, felsefecileride engellemişlerdir,
Oxford'un başına gelende o. Canlarım, sevgi o kadar basit bir şey değil, olabilir mi?
İçsel bir duygu..
Kesinlikle değil...
Duygu, sevginin içeriğinde yaşatılan bir erdem sadece, duyusal özellik...
Oxford'un da hiç bir kabahati yok, onlarda mesela, Nasa, onlarda bazı gerçekleri anlamak, açıklamak konusunda engelliler.
Çıktıkları yerin uzay, karanlık alanın evren olduğunu sandıkları bir simülasyon alanında gittikleri yerlerinde gerçekten var olduğunu sanıyorlar, gittilerse, gördülerse, ayak bastılarsa, yapsalar bile, oralar bir illüzyon, böyle sonsuz bir alanda böyle çaresiz bir varlıksal toplumun olması nasıl mümkün olsun, o asteroid dedikleriniz niye bir çarpmadıysa dünyayı?Ay ne hikmetse böyle çaresiz bir gezegen ve sonsuzluk içinde nokta, başına da hiç bir şey gelmiyor...:)
Eğer bu durum gerçek olsaydı, emin olun bu sonsuz evren modeline benzeyen yaratılış içindeki obsedör alanlar, çok kısa bir zaman içinde bütün insanlığı un ufak edip alır götürürlerdi, hiç umursamadan hemde, bu bize anlatılan evren modeli içindeki yerimiz, tamamen onların arayıpta bulamadığı bir toplumsal ve yaşamsal düzendir, ki zaten bu sebeple onlar hakikati bu şekilde bilmemizi istemişlerdir. Merkezin obsede edilmesinden sonra geriye kalanları bu gibi çaresizlik içinde bulunmalarına neden olan gerçekler yoluyla çok daha çabuk obsede etmek...
Bu evren modelinin içindeki yerimiz kadar bizi basite indirgeyen ve çaresiz hissettiren ne var ki daha başka?
Gezegenlerde ve güneş sistemi ve galaksiler ve tane tane dizilmiş oluşumlar, saat gibi işleyen bir mekanizma, herşey birbirine bağlı uzayda, düzen kusursuz ve çok büyük ve böyle düzenlenmiş bir evrensel oluşum içinde yalnızız, dünyadan çıkamıyoruz, oraları düzenlemişler işte öyle, ama biz böyle çaresiz...
Bu tanımın sonrası tanrı var ve bizi sınav yapıyora gidiyor zaten kimileri için, ondan böyle çaresiziz yorumunu ancak üretmesine izin veriyor etkisinde olduğu düşünsel alan ve bu konu hakkında artık konuşmaya gerek yok...
Saçma sapan olan bir çok konu var evrensel gerçekler dediğimiz şeylerle ilgili ancak herkes gördüğünü, dokunduğunu ve içerisinde olduğu alanın kesinlikle hakikat olamayacağı, bu algıların doğru bilgiyi ortaya çıkarmaması gibi durumlarında söz konusu olabileceğini anladığında konu ile ilgili gerçeklere ulaşma konusunda çok daha hızlı yol alabilir.
'' İyi de kardeşim ben çıktım uzaya ''
Canımsss, işte dünya simülasyonken, orası neden ayrı olsun, orada da bir yapay uzay simülasyonu içerisindesin... Çıkman, görmen, bulunman değil ki cevap.
Felsefi ve akli bir çok mantıksızlık bu anlatılan evrenin, aslında olandan farklı olduğunu ispatlar özelliklerdedir.
İyi ki zihinsel olarak özgür irade kavramını yaşatıyoruz, yaşatabiliyoruz, böyle imkanımız var ve bunun sayesinde özgür irade varlıksal alanda, bizde anlamını yaşatabiliyor, yoksa bu dünya düzeni, yapısı tamamen özgür iradeyi yok etmek için tasarlanmış, buna alıştırmak dertleri zaten, mesela ben niye uçamıyorum, ben niye uyuyorum, uyumak istemiyorum, özgür irade işte bunları da istediğinde yapabilendir ( işte zihinsel olarak özgür iradeni yaşattığın ve dünyada bulunma nedenlerinide bildiğin sürece özgür irade tam gaz uygulamaya devam eder, zihinsel özgürlük bu konuda bize yardımcı olmaktadır, süreç bitene kadar ve zaten bu bedenlerin olmaması gereken bir kabuk şeklindeki yapılar olması gibi gerçeklerinde bilinmesi ile zihinsel özgürlüğümüz özgür irademizi gereken şekilde temsil eder...) ve bu gibi kısıtlanmaların başka amacıda budur.
İşte dünya ve evrende aynı şekilde bizi çaresiz, kısıtlanmış, nokta gibi sandıran bir yapılanma ile karşımızdadır ancak gerçekler ortaya çıkmıştır ve bu yapılanmanın var olmasının bir anlamı yoktur artık, önceki yazımda da söylediğim gibi gerçeğine benzer özellikleri ile sonsuzluğu anlamamıza yardımcı olmuştur aynı zamanda. Bu şekillerde kendi bilgisinden faydalanmalıyız artık, hem Hollywood'a yıllardır bir sürü konu çıktı bu sayede, canıms Hollywood, iyiki varsın...

İşte sevgi bilgilerine dönersek, tüm bu sahtelikleri zamanla yok edecek özelliklerdedir diyebiliriz.
Obsedör tesirler bir otomatlık ve ayarlanmış düzenin dışına çıkılamaması için, insanlığın anlayamamaları, gerçekleri fark edememeleri, sevgi gibi bir çok önemli ve gerçek bilginin, hakikatin özellikle gizli kalmaları
ile ilgili yapılandırmışlardır bir çok şeyi ve sevgiyi anca şu zamanlarda öğreniyoruz olmamızdaki tüm sebepte bu durumdur. Yoksa üzerinde kısaca düşününce çok basit bir şekilde ortaya çıkarılabilen tanımı vardır ve bir çok felsefeci nasıl olurda bunu fark etmedik şeklinde yorumlar haliyle yapacaklardır ve bu yorumlarının sebeplerinin de neler olduğu bilmelidirler, engellendik, unutturulduk, kısıtlandık, özellikle...
İşte ancak sevgi devrimi ve varlıksal alanın çalışmaları ile bu yapılanma son bulmaya başlamıştır.
Sevginin gücü şeytaniliği, şeytan dediğim obsedör varlıkları, yok ediyor. Herşeye güç ve yaşam veren sevgi, onları yok ediyor ve böyle gizlenmesinin bir başka nedeni de budur. Siz o sevgi bilgilerinin içeriğindeki erdemlerin hepsini uygulayan, ve yasakların hepsini yapmayan bir varlık olduğunuzu düşünürseniz, sizden çıkan o kıymetler ötesi enerjetik gücün karşısında hiç bir
kötülük duramaz.
İşte bu sevgi ancak bizleri, yaşamımızı, insanlığı kurtarabilir ve net bir şekilde inkar edilemez özellikleri ile tanımı da açığa çıkmıştır artık.
Ve en çok buna seviniyorum.
Bizler sevginin gerçek anlamını artık biliyoruz ve
işte devrimsel olan bilgide bu bilgidir.
Sevgi devrimidir bu.





