SİSTEMSEL YAŞAM ALANIDIR DÜNYA YANILGISI
Hiçlikten var olmakla ilgili bir mücadelenin sonucu ortaya çıkan varlıklar, sonrasında var olmak halini yaşamaları ile yeni bir mücadelenin içinde kendilerini bulmaktadırlar. Var olmayı anlamaya çalışan varlıkların kendilerine yetebilmek ile ilgili geçirdikleri zorunlu cahillik zamanlarında obsedörlere yakalanarak içerisine gönderildiği Sistemsel Yaşam Alanıdır Dünya....
Aslında Dünya...
Uzay falan yok..
Duyularıza bunları görmeniz yazılmıştır ve şartlandırılmıştı ve sizlerde size verilenleri gerçek sanarak yaşıyor, gezegende, uzayda, evde ve dışarda olduğunu sanıyorsunuz...
Yaratılışın başlangıcının hiçlikle temas eden zaman kavramından sonra, geliştirici özellikleri olan zamanın hiçlik kavramından bile gelişim sayesinde bir oluşum meydana getirmekle ilgili olmuştur ve felsefi tanımlarla kolayca açıkladığımız ve kolayca anladığımız hiçlik kavramları var olma hali yaşayan bizlerin başlangıcı olarak bir bilgiyi, sebepleri ve sonuçları ile, felsefi doğrulukları ile açıklayıcı şekilde bizlere ulaşmıştır. Ve bu açıklama sonrasında, ki bu gibi cevaplara ulaşmak ve bu ulaşılan cevaplarla tatmin olmak konusu her varlık için aynı şeyi ifade etmemektedir ve bu konuda tatmin olarak hiçilkten meydana gelmeyi anlayabilmekten sonra varlıkların anlayışlarında bir genişleme, sonrasındaki hakikatlerde zihinsel doğru sorular sormalar ve gerçekten o bilgiye ihtiyacının olduğunu kanıtlaman gibi çalışmalarla bu zamana kadar nasıl geldiğimize kadar bilgileri edinmek istikarlı bir şekilde çalışmakla artık elde edilebilir özelliklerde oluyor... Ben hiç bir zaman neden burada olduğumun cevabını bilememeyi kabul etmedim... Bilmek zorundayım, nasılları, nedenleri, gerçekleri ve ben bir gerçek olarak bazı kavramların içinde kendimi tanımlayabiliyor, yerimi görüyor, anlamlandırıyorsam ve bu kadar çevremde yaşanmışlıkların dönmeside söz konusu iken bu halde olmamı bile hiç gözüm görmeden, bu dünyaya nasıl geldik ve neden ve neden bilmiyoruz bunları ve bunu bizden kimin saklamaya hakkı var şeklindeki sorular ve isyanlarla geçen senelerin sonrasında ancak bulabildim kendi hakikat bilgilerimi ve şimdi paylaşmam gerektiğini düşünüyorum... Kimseye inanın demiyorum, inanmak benim için öyle zor bir konu ki, ben bunu birilerinin açıklamaları ile yapmak yerine o açıklamalardan edindiğim bilgilerin ve tecrübelerin benim sorularıma verdiği cevapları tatmin etmesi sonrasında ve verilen cevapların benden neler alacağı yada bana sonrasında neler katacağı gibi bir çok düşünsel araştırma sonunda artık inanırım... Bu yüzden size kesinlikle yazdıklarıma inanın şeklinde bir açıklamayı yapamam, siz bilirsiniz, bunlar benim hakikatim, ben yaşıyorum, sizi zaten inandırmak gibi bir zorunluluk içinde değilim, sizi aydınlatmak için üzerime düşeni yapmakla ilgiliyim, çünkü ben çok uzun seneler boyunca hep bu konuları araştırdım, çok hatalar yaptım ancak gerçeklerimi bu hatalar sonrasında buldum, işte her varlığın hayatı böyle değil, kiminin bu sorular ömrü boyunca aklına gelmedi ve benide elimde böyle çalışmaların artık son noktasına geldiğime dair izlenimlerimin ortaya çıkması sonrasında elimden geleni yapmayı ancak varlıkların bu bilgilere benim gibi yıllarını vermeden inanması ve hemen kabul etmesi gibi bir kolaylığı beklemeden ve kesinlikle böyle bir amacımda olmadan, gerçekten neye inandığınız beni ilgilendirmiyor benim kendi inandıklarımın doğruluğu içinde öyle mutlu ve sevgi doluyum ki, bana göre inandığın şeyler seni bu şekilde bir yapılanma ile donatır ve sana göre de o şekildedir... İnanmak, gerçekten tehlikeli bir iştir, bütün kötülükler inançlarını kullanarak size ancak kötülükler yapmaktadırlar ve bu gibi örneklerde varken asla size bir şeye inanın diyemem... Böyle bir medeni toplum anlayışına ulaşmışken, google gibi bir güzellik varken ve blog, ben bunların imkanlarından faydalanarak çalışmalarımı bunlara ihtiyacı olanlar için özgürce yayınlarım... Sizi gerçekten rahatsız edici şeyler olabilir hakikatler çünkü bunlar, birilerinden duyduğun gibi bilgiler olmayıp, anladığında seni çevreleyen yalanların gerçek yüzünü görerek aslında bulunduğun alanlarda nasılda çaresiz ve bilgisiz ve bu şekilde kasıtlı olarak bırakıldığını anlamaktasın ve bu umursamayarak kendine güvenle gezmelerin, tozmaların, anlamamaların işte bu kasıtlı düzenle bize bu gerçekleri açıklamamak ile bu düzeneğe getirenlerin oyunu... Yani bu benim fikrim... Ben birde sonsuz olduğunuza inandığınız bu evren mıodelinde bu bilgisizlikleri ile insanların nasılda rahat rahat gezip dolaştıklarına şaşıyorum... Yukarısı karanlık, altında ne var haberin yok, çarşı pazar sonra ev sonra uyu ve kalk, yemek ve tuvalet ve belki biraz eğlen, sonra birazda çalış ve sonra yine aynı düzen içinde süre gelen seneler...
Bu yaşam tarzı sence de sonsuz olduğunu söylediğin, söylediğimiz evren modeli için çok basit, sıradan değil mi?
Eğer benimle aynı fikirdeysen bu rahatlığın neden?
Nerden geldin, nereye gideceksin sorusu doğumun ve ölümün ile ilgilidir ve doğanların nereden geldiğini bilmeden ölenlerin nereye gittiğini bilmeden ve onlare gelince el sallayıp öpüyor, giderken el sallayıp ağlıyor, sonrada bu kısıtlı ve basit hayatı yaşamaya devam ederek bu gidenlerin ve gelenlerin arasındaki döngüde olmamızla ilgili ne bir panik, ne bir isyan, ne bir endişe yada karşı duruş, hiç yok....
Neden?
Ben söyleyeyim...
Yani ben öyle inanıyorum, yani yazılarımıda size birşeyleri inandırmaya çalışmak yerine bir yazarın çalışmaları gibi algılayın, üslübum gereği senin adına da bazen konuşabiliyorum, sen rahatsız olduğunda ekranı kapatacak kadar kolay aramızdaki iletişimsizlik, sen geldin ayrıca ben seni tanımıyorum...
Ben söyleyeyim dedim, nedenini?
Bu soruları sormamak, bu şartlandırılmaların içerisinde sürekli olarak bir döngü yaşamakla ilgili bir düşünsel alanlar etkisi içinde olarak bu düşünsel alanların içinde olan insanların bu gibi bilgilerin cevaplarını merak etmesi engellenmiştir ve onlar için bunları merak etmeden, kendilerinin değerlerini anlamadan, içlerindeki paha biçilemez değeri çözemeden uzun bir süre bu şekilde, bu alanın içinde kendisine bir amaç edinmesini sağlamak ve bu amaç, özellikle neden dünyada olduğu ve buraya nasıl geldiğini ortaya çıkaracak şekilde olmamasıda sürekli düşünsel alan içinde olan insanlarında zihinlerinden engellenerek, onlara düşündükleri kendilerine ait sandırılıp, ilgisini çektiği düşüncenin peşinden gitmesi sağlandı ve yıldızların var olup olmadığından bile emin olmadığın yukarısı için sonsuz uzay ve biz mikrop kadarız ve çok çaresizis cevapları, içerisi içinde ben ruhsal enerjiyim ve beni bir yaratan var ve ölünce bu bedenden kurtulacağım, ben burada ıstıraplar çekerek gelişmek için varım şeklinde saçma sapan bir cevapla kandırılma halinde olduk ve bu şimdi iki saçma bulduğum cevaplara bende zorunlu cahillik yaşadığımı düşünerek şuan inanmıştım, bu saçma inançlarla hayatımı şekillendirmiştim ancak sorularımın tatminkar cevapları bunlar değilmiş,bu konuda beni tatmin etmek içinde bu düşünsel alanlar içeriğini düzenlemiş ve bende belirli bir süre gerçek bu galibe ölünce öğreniriz artık gibi abidik gubidik bir cevapla kendimi teselli bile ettiğimi hatılıyorum... Ya buradaki akıl, mantık, zeka, farkındalıklarım, görme, duyma ve bir çok duyusal özelliklerim, bu soruları sorabiliyorken ben cevapları bulamıyorsam ki, ben o zamanı kast ediyorum, ölümden sonra nasıl bulayım.... İŞte bunu bu dünya yaşam alanı sistemininher yerini kaplamış olan düşünsel alanı bu konuda kendisini ifşa etmelere kadar gelen varlıklar için özel ilgi ile yapmaktadır ve bende onlardan biri oldum... Bir çok başka çalışma hepsi bu gerçekleri anlamakla ilgili merdiven oldu ve artık bu kadar çalışma, okuma, düşünme, yazma, tasarlama ve projeler üretme, nedenler peşinde koşma zihinsel ve varlıksal alanlarımda sadece benim irademin sözünün geçeceği şekilde bir yapılanmanın sırrını bana açtı ve şimdi ben abidik gubidik cevaplar veremiyorum...
Hakikati çünkü görüyorum...
Bunlar bizden saklandı...
Kasıtlı...
Ya o kadar bilimsel ekip ve çalışkan beyinler nasıl olursa yıllardır sevginin bu iki iki daha dört eden tanımını yapamadı...
Tanım öyle kolayki...
Ben de o kadar çalışmayı yaparken, en son tesir aracından sonra yapabildim sevginin tanımını ve bu düşünsel alanda en çok bilinmesi engellenen gerçeklerden biriydi ve bütün bilimcilerimiz, alimlerimiz, hep akılları bu gibi düşünsel alanlar ve onları kontrol edenler tarafından karıştırılmıştır, unutturulmuştur ve sonucunda duyularından bile haberinin olmaması, kendisini tanımadan var olmasına bir anlam getiremeyen insan modelinin ortaya çıkarılması sağlanmıştır ve bu kadar uzun zaman bu şekilde boş işlerle uğraşan varlıkların varlıksal alanlarıda yetersiz bilgi ve tecrübeler sonunda bizi buraya gönderenlerin isteiği kıvama gelmiş oluyor... Çocukluğun, yani savunmasız geçen yılların ve yaşlılığın yani yine savunmasız zihinsel alan şeklinde geçen dönemlerini hatırlarsanız, bizleri buraya aslında çok özellikli ve kıymetli olan duyularımızın içerisindeki enerjetik güçler gibi güçleri pasif hale getirerek, bizim irademizi bu şekilde çaresiz hayatlar ve sonsuzluk içinde bilgisiz yaşamlar felsefeleri ile kendimizi küçülterek, hiç uyumayan varlıksal alanlarımızı, yemeğe ihtiyacı olmayan varlıksal alanlarımızı, sorduğu sorulara cevap bulabilme gibi imkanları olan varlıksal alanlarımızı kendilerinin kullanabileceği şekilde bir kıvama getirmeye çalışmaktadırlar... Bu kıvam, kendi iradesinin kalmaması ve zihinsel olarak başkasının iradesine tabi olması sonrasında oluşur ve o varlık artık obsede olur ve varlıksal alanları, gerizeka, aptallık, parçalanmış duyusal alanlar, ve kendi başına ne yaptığını bilmeyen ve neden yaptığının farkında olmayan, haliyle yok edilen duyuları ona yaşamı anlatamaz olmuştur, bir varlık işte böyle yok olmaya kadar götürülmektedir...
Bunları yapanların evrenin şeytanları olan obsedörler olduğunu ve neden yaptıkların anlatmıştım.
Sana neden peki birşey yapamıyorlar peki sende buradasın...
Sevginin varlığını tam olarak anlayabilirsen, böyle güçlü bir kavramın bir varlığın kendisinde gerçekten yaşatılıyor olması durumu öyle muazzam bir gücü ortaya çıkarmaktadır ki, ve bu güç kendisini öyle güzel bir şekilde açıklayarak algılanır ki, böyle iyilikle ilgili olan bir gücün bulunduğu zihne, varlığa, düşünceye yaklaşamaz olurlar ve onların en büyük tehlikesi insanlığın sevgiyi tam anlamı ile anlaması ve yaşaması sorunudur, çünkü tek çıkış yolu buradan budur ve sevgiyi varlıklarınızda uygulayıcı olarak yapılandırdığınızda, az önce bahsettiğim bütün sizi çürütme çabaları sona ermektedir ve sizler, yeniden toplarlanarak onlara karşı durabilen ve kendi kendinizi sevgi sayesinde tedavi edebilen hale gelirsiniz...
Ben gerçeklerin ne olduğunu biliyor, düşünüyor, algılıyor, anlıyorsam, onu yazmakla ilgiliyim..
Yollarınıda bulduğumu düşünüyorum, onuda açıkladım, neleri neden ve nasıl yapmanız gibi, sevginin gerçek anlamı ve içeriğinin nelerden oluştuğu gibi...
Ben bir aydın sıfatı ile yıllardır toplum tarafından anıldım ve onlara yapmam gereken son vazifemin bu gerçekleri açıklamak olduğunu düşünüyorum....
Çünkü bunların ulaşabileceğim en gerçek hakikat ve görebildiğimde bir hakikat ve denemelerle testler ettiğim ve şimdi de açıklıyorum...
Sonra bana bildinde, gördünde, anladında nasıl anlatmassın demeyin...
Konu hakkındaki detaylı bütün bilgilere '' Sevgiyi Tamamlayan İyi Bilgiler Erdemsel ve Duyusal Bilgiler Bütünlüğü '' isimli son çalışmalarımla ulaşabilirsiniz. Sevgiler..
Ve herkesin obsedör olması ve Vil Solivyesin tek sevgi varlığı olarak bu sistemsel yaşam alanı içinde kendi hakikatini bulmasıda, bu açıklamanın gereken alanlarını düzenler.
Yazan; Vil Solivyes